Bin Yaşayan Yılan


Yeni yılınızı kutluyorum. Bugün herkes için yeni başlangıçlar günü olarak bilinir. Her nedense, öyle bir zamanda kutlanır ki… Tam kış gelmiştir. Herkes kabuğuna çekilmiştir. Tam kış tribinde beklenirken; Birden bir telaş başlar… Çam ağaçları, kırmızı kıyafetler, yeni yıl hediyeleri derken esnafın yüzü gülmeye başlar. Ortalık canlanır… Herşey o bir gece içindir. Saatler 24:00 dan sonra eğlence biter.. Ertesi gün dinlenilmiş bir şekilde kalkarak, güzel bir kahvaltı ve yeni umutlar ile güne başlanır… Dilerim yeni umutlar peşinizi bırakmadan geçecek yıllar sizin olur

Bu yılbaşı gelince bir tartışma başlar. Yılbaşı bizim adetlerimizde yok. Diğer tarafta aksini söylemeye başlar. İnsanların mutlu olmasından hoşnut olmayan çevreler, mutlaka burada da iş başı yaparak, bu mutluluğa engel olurlar. Bırakın bu düşünce yapısını. Bizim çok güzel söylenmiş bir atasözümüz var. “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” Bu atasözümüze uyalım ve mutlu olalım. Bu söze hep kötü gözle baktık. Çok bencilce bir düşüncenin ürünü olarak kabul ettik. Aksine!!! bu söz bencilce değildir. “Karşınızdakinin düşüncelerine değer verme” anlamında söylenmiş bir sözdür. ?!*\Şaşırdıınız mı?\*! Bu pencereden bakmamıştınız değil mi? Dönelim örneğimize.... Siz yılbaşını kutlamak istemiyorsunuz. Sizin görüşlerinize göre bunu kutlamak yanlış bir düşünce. Komşunuz bunu kutlamak istiyor. Belki onun için bir eğlence biçimi; Belki onun için kutsal bir gün; Sizi zorla bu duruma itmediği müddetçe sizin için bir zararı var mı? Aynı komşunuz ahlaki, insani ve diğer huyları bakımından düzgün biri ise bu günü kutlaması onu kötü hale mi soktu? Siz, bu günde sade bir sözle bile yeni yılını kutlasanız tablonun nasıl değişeceğini düşünebiliyormusunuz. Komşunuz, kutlamalarını sizi rahatsız etmeden, belirli kurallar çerçevesinde yaptığı müddetçe bir sorun çıkmayacaktır. Bugece bittikten sonra yerini herkesin daha mutlu olabileceği bir ortam meydana çıkacaktır.

Maalesef ki belirli çevreler; Bu çevreler, her iki tarafta da mevcuttur. Sadece yılbaşı için söylemiyorum. Kılık kıyafetten tuttun da nereye kadar götürürseniz götürün. Her alanda bir kutuplaşmaya sokuluyoruz. Oysa ki, herkes kendi kişisel veya toplumsal alanında, kendi istediğini yapabilse huzur sağlanacak. Taraflar, karşısındakilerini bu farklılıklarıyla kabul edip aşağıdaki noktalarına dikkat ederek yorum yaparsa; hem zarar görmeyecek hem de toplumsal huzur ve gelişme sağlanacak.

  • Söylediği sözlerin arkasında durup durmadığına;

  • Söyledikleriyle yaptıklarının aynı olup olmadığında;

  • Meşgul olduğu veya ürettiği bir değerin ne kadar iyi yapabildiğine;

  • Hatta üretip üretemediğine;

  • Ürettiklerini söyledikleri değerler hakkında, gerçekleri beyan edip etmediğine;

  • Çevresine olan saygısına;

İşte buralarda hata yapanları dışlayın. Çünkü bizim alanımıza o zaman müdahale edilmiştir. Dışlamadan önce güzellikle uyarın. Bizler, karşımızdakinin, bizim gibi yaşam sürmesini istediğimiz için, karşımızdakine müdahale ederiz. Kendi rahatımız için müdahalede bulunuruz. Bizim gibi giyinsinler, bizim gibi eğlensinler, bizim gibi hareket etsinler istiyoruz. Oysaki bu toplumda hiç yalnız değiliz. Bir arada yaşamak zorundayız. Bu yaşamı birbirimize zorlaştırarak değil; aksine karşı tarafa zarar vermeden nasıl mutlu olurum? Sorusuna cevap arayarak yaşamalıyız. Bunun ilk kuralı karşındaki farklılıklara saygı duymaktan geçiyor. Kendi düşüncelerinizin doğru olduğunu düşünüyorsanız; Komşunuzun düşünceleri size yanlış geliyorsa; Hatta onun geleceği için, onun da sizin düşünceleriniz ve hareketleriniz doğrultusunda hareket etmesini istiyorsanız. Sadece iyi niyetiniz ve güzellikle uyarıda bulunabilirsiniz. Kalpler iyi niyetli ise bu sorunu da çözmek çok kolaydır. Genelde yapı “Bizden olmayan ölsün; yoksa gün gelir bizi öldürür” anlayışında olduğundan. Bu durumlarda kavgalar çıkmaya başlar. Çünkü kavga çıkarıcılar mutlaka vardır. Oyuna gelmeyin.

Yukarıdaki maddeleri hep hatırlayın. Sizlerden gibi görünüp yukarıdaki kurallara uymayanları hatırlayın. Eğer yukarıdaki kurallara uymuyorsa sizden zaten değildir. Onlar asıl düşmanınızdır. Çünkü sizin postunuza bürünmüş gerçek zararlı kişilerdir. Bu zararlı kişilerin mutlaka doğru tespit edilip, uzaklaştırılması veya maalesef ki yok edilmesi şarttır. En önemli nokta tespitinin çok iyi yapılması gerekir. Size yılan görünür. Belki korku salar, belki karşıdan görünce rahatsız olursunuz. Yaklaşmak istemezsiniz. Oysaki size zararı olmamıştır. Yaklaşmadığınız için faydasını da bilmezsiniz. Ön yargılarınızı kırın. Diğer tarafta sizin gibi düşündüğünü ve hareket ettiğini sandığınız kişiler vardır. Bu kişilerin yukarıdaki maddelerden birçoğunu yanlış yaparlar görmezden gelirsiniz. İşte asıl bencillik burada başlar. Çünkü bu kişilerin kendi rahatınız için başkalarına ve topluma verdiği yukarıdaki zararları görmezden gelirsiniz. Görmezden gelmeyin!!!! Bu kişiler sırf rahat olun diye uğraşıp çevrenize ve size daha kolay zarar verir durumdalar. Engellemek elinizdedir.

Bu yıl başı güzel dostlukların kurulacağı, farklılıkların birbirine saygı göstereceği, Huzurlu, Sağlıklı ve Mutlu yılların başlangıcı olmasını temenni ediyorum.

Bilgehan Bilgin

posta@bilgehanbilgin.com


12 görüntüleme

iLETİŞİM  : KONAK MAHALLESİ, KONAK CADDESİ,  GEMİCİ SOKAK, NO: 1/B NİLÜFER BURSA  TEL :0224 451 30 71 email : bilgi@bilkoras.com

Bu site  BİLKORAS SATIŞ VE PAZARLAMA EKİBİ tarafından yapılmıştır.