Pilav Üstü Kuru


10 Kasım da Mustafa Kemal Atatürk vefat etti... Geçmiş izlerine bakarsanız. Sevilsin sevilmesin, iyi bir komutan, iyi bir lider ve iyi bir devlet adamıydı. Mekanı cennet olsun. Bıraktığı gençliğe hitabesi ve düşünceleri uygulandıkça bu ülkenin gelişeceği açıktır. Ancak bu yanlış idrak edilip, yanlış uygulanınca geriye sadece resmini asanlar, bir milyon kişiyle portresini yapanlar vb sadece şekilci bir nesil oluştu. Bu nesil sonucunda bazı kesimler tarafından daha da yanlış anlaşılarak karşı görüş oluşturuldu. Onun anlatmak istediği gibi bu ülke ve kendiniz için çalışın ve üretin.

Bu hafta değişik bir konu ile tekrar burada buluştuk. Geçen hafta, şirketlerimizdeki müşterilerle iletişimde bulunan kişilerin; sadece satış elemanlarının olmadığını, Satış elemanları haricindeki kişilerin, muhasebecilerin, satın almacıların, sevkiyatçıların ve hatta varsa şoförlerinizin de satışınızda çok önemli bir yere sahip olduğunu ve hatta karlılıkta çok etkili olduğundan bahsettik. Yazılarımızı tarih sırasına göre okursanız, bir işletmenin dış görünümünden iç detayına doğru ilerlediğimizi görürsünüz. Bu hafta yine işletmenin geneline bakacağız. İlerde de ayrı ayrı bölümlere değineceğiz.

Bu haftaki konumuz : pilav üstü kuru… Esnaf lokantalarının vazgeçilmezi ve hatta bazı lüks Lokantalarda bile olan bir yemektir. Bu yemek, en sevdiğiniz yemek kadar güzel, Uygun fiyatlı ve Doyurucu olmasından dolayı çok tutulur. Hatta, çok sevdiğiniz yemeği yerken doymayacağınız düşündüğünüzde, yanına tamamlayıcı olarak aldığınız bir yemektir. Bu özelliklerinden dolayı hem esnaf lokantalarının müşterilerini çekmek için yaptıkları bir yemek. Hem de müşterilerin en zor günlerinden tutun da en varlıklı günlerinde de zevkle yediği yemeklerdendir. Şimdi tarifine geçelim. Önce pirinçleri kavururuz…. Pardon bu kadar yemekten konuşunca yemek tarifi yazdığımı sandım. Pilav üstü Kuru, öğlen yemeklerinde işletmenizde yaparsanız; hem iş arkadaşlarınıza ucuza öğlen yemeği yedirerek maliyetleri düşürürsünüz; Hem de müşterilerinizi davet ederek müşteri sadakati sağlamış olursunuz.

Bu kadar gevezelik yeter diyorsunuz. Konumuza dönelim. Pilav, beyaz ve küçük görünümüyle genç çalışanları; Kuru fasulyeler de, iri ve doyurucu özelliği ile tecrübeli çalışanları oluşturmaktadır. Bu ikisini üst üste koyduğunuz zaman harika bir tad olması işletmelerde doğru hızla, doğru yöne doğru zamanında gidebilme özelliği ortaya çıkar. İşletmelerde tümü gençlerden oluşması mümkündür. Gençler daha dinamik ve yeni bilgiler ile donanımlıdır. Bu avantajları ile daha hızlı yol alırlar. Hızı çok severler. Hep ileriye bakarlar. Ancak, Her zaman ileriye bakmak, Hızlı ilerlemek, Teorik bilgiyle mümkün olmaz. Hatta herhangi bir yanlış yola girildiğinde dönmek ve durdurmak mümkün olmaz. Hatta, bir yere çarpılırsa kurtulmak da mümkün olmaz. Bunun için arada bir dikiz aynasından ve sağdaki ve soldaki aynalardan geriye bakmak ve kontrol etmek gerekir. Aynı zamanda haritadan da nereye, nasıl gideceğimize bakmak gerekiyor.

Daha önceleri yayınladığım Pazartesi yazılarındaki TECRÜBE isimli yazımda bahsettiğim gibi: Tecrübenin değerini ölçemezsiniz ve yerine kendisinden başka bir şey koyamazsınız. Bu nedenle işyerinde de bu çok ama çok önemlidir. Sadece şirketin karlılığı ve gidişatı açısından değil; Motivasyon ve Değerler anlamında da faydalıdır. Her insanın bir değer yargısı, ahlaki tutumu gibi kişilik yapısı vardır. Şirketlerde insanlar gibi bu tür özelliklere sahiptir. İnsanlar, nasıl kendi anlaştıkları kişilerle hayatını geçirmek isterlerse, firmalarda kendi anlaşabildikleri firmalarla ticaret yapmayı tercih ederler. Her firma sözüne sadık, doğru ürünü doğru fiyata sunabilen, doğru hizmeti verebilen ve rahat iletişim kurabilecek firmaları isterler. Maalesef işletme ömrü sadece doğruları yaparak geçmiyor. İşletmeler kar elde edebilmek için kurulmuşlardır. Bu kar anlayışı da sürekli olmak zorundadır. Asıl karlılık az kişinin sattığı malı çok kişinin almasıyla oluşur. Bunun için de her firmanın sürekli kendini ileriye taşıması, yeni fikirler ve ürünler ortaya çıkararak rekabette öne çıkması gerekmektedir. Bunu sağlamanın en iyi yolu, gençleri sisteme dahil ederek yapmaktır. Kritik nokta korunması gereken orandır. Her ikisinin de oranını dengelerseniz. Mükemmel bir karışım ortaya çıkar. Eğer kuru fasulyeyi çok koyarsanız. Pilavın tadını bozarsınız. Eğer fasulyeyi çok koyarsanız. Pirinç çok baskın geleceği için kuru üstü pilavın anlamı olmaz. Demek ki buradaki orana çok dikkat etmek gerekir. Burada Pilav üstü kuru olmasının da anlamı vardır. Kurunun altta olması aynı tadı vermez. Hiçbir zaman karıştırılmaz. Bu yenecekse Kuru üsteyken yenilecek. Tadını ve miktarını ona göre alacaksın. Aynı şekilde de işletmelerde bunu tutturmak gerekir. Tecrübeliler üstte olacaktır. Dümende olacaktır. Ancak, işin doğası gereği, bazı yerlerde pirinç’ in altına giren kuruların olması da gerekiyor. Dikkat edin. Yediğiniz bu yemeğin genel görünümünde, en üstte kurular toplanmış gibi görünse de, aslında sizin göremediğiniz o tepenin altına bazı kuruların üzerine çıkan tek tük de olsa prinçler vardır. Bu da olacaktır. Normaldir.

Kuru Fasulyenin ve Pirincin karışımı kadar hatta daha çok önemli olan şeylerden biri de kalitesi ve bireysel tatlarıdır. Eğer bunları iyi seçemezseniz bırakın tadının iyi olması, midenize de dokunur. Bu nedenle seçme işlemine çok dikkat etmek gerekir. Hatta seçtikten sonraki pişirilme biçimleri de kaliteli bir kuruyu ve pilavı ziyan etmenize neden olur. Aslında çok basitmiş gibi görünen bu yemeği yerken veya yedikten sonra, sonuçlarının kötü olmaması için özen göstermek gerekir. Yoksa gaz yapar. Allah korusun gaz, adamı götürür. Bu konuyu gelecek hafta daha güzle bir şekilde inceleyeceğim. Gelecek haftaya kadar sizde kendi şirketinizde elemanlarınızı nasıl seçtiğinize göz atın. Bakalım kendinizden bir şeyler çıkaracak mısınız?

Saygılarımla

Bilgehan Bilgin

posta@bilgehanbilgin.com


iLETİŞİM  : KONAK MAHALLESİ, KONAK CADDESİ,  GEMİCİ SOKAK, NO: 1/B NİLÜFER BURSA  TEL :0224 451 30 71 email : bilgi@bilkoras.com

Bu site  BİLKORAS SATIŞ VE PAZARLAMA EKİBİ tarafından yapılmıştır.