Hep Beraber


Herkese iyi haftalar, ülkemizin doğusunda maalesef sessiz bir savaş var. Yanı başımızda tüm ülkelerin bulunduğu bir savaş var. Bunların hepsini unutup; Bizler, birbirimize karşı savaş halindeyiz. Halbuki, şuandaki hayatımızın kıymetini bilerek, dostça yaşamak ne kadar güzel olacak. Hafta sonu bir abimle konuşurken, ticarettin ne kadar zorlaştığından ve kimlerin hangi hareketleri yaptığından bahsettik. Aslında bu şikayetçi olduğumuz durum bizlerin “İNSAN” ırkının ürünüdür. Kimseyi suçlamaya gerek yok. Bütün bu rekabeti biz oluşturuyoruz. Firma sahipleri rakiplerini ve çalışanlarını çeşitli yöntemlerle yönlendirmeye çalışıyorlar. İnsanlar bireysel çıkarları için karşısındakileri türlü türlü oyunlarla yönlendirmeye çalışıyorlar. Böyle olunca herkes mutsuzlaşıyor. Kimse kimseye net olmuyor. Bir taraf net olunca diğer taraf olmuyor. Sürtüşmeler bu şekilde gidiyor. Maalesef tüm bunlarda kazanan taraf varmış gibi görünüyor. Unutmayın bir yerden kazansanız bile diğer yerden kaybediyorsunuz. Bu nedenle hayatınızı kazanmak üzerine kurgulamış gibi gözükseniz de aslında nerden kaybedeceğinizi kurguluyorsunuz.

Bakın, hafta sonu izlediğim bir ödül törenin de Yılın sıradışı başarısı ödülüne layık görünen Doç. Dr. Mete Atatüre, ölçülemez denilen ışığın sesini ölçerek dünyada bir ilke imza attı. Mete Atatüre, ödülünü aldığında yaptığı konuşmada, bir gerçekten bahsetti. Bence bu konuşmanın herkes tarafından benimsenmesi gerekir. Konuşma kısaydı. Buna rağmen, tam metin olarak vermeyeceğim. Ana fikir şuydu : Eğlenerek yaptığın her işin sonu başarıdır. Bu ana fikir çok önemliydi. İnsanların eğelenerek yaptıkları bir iş yok. Herkes şuanda bir hayat telaşına kapılmış gidiyor… Mete Atatüre’ nin özgeçmişine göz atayım dedim. Görünen şuydu. Maddi rahatlığı olan bir bireydi. En azından geçim derdiyle büyümediğini sanıyorum. Bu böyle olunca biraz daha eğlenebileceğin bir yöne gitmek kolay olabilir. Bu elde edilen başarıyı kesinlikle gölgelemez, aksine güzel bir örnek olabilir. Hatta o ödül töreninde söylenen söz, bu sonucun raslantı olmadığının kanıtı olarak bizlere yansır.

Bizlerin veya bir çoğumuzun, kolay olmayan hayat ve maddi şartlarımız olabilir. Sağlık sorunlarımız olmadığı müddetçe bahanemizin olmadığını düşüyorum. Bu yazdıklarımı lütfen deneyin. Deneyip başaramadıysanız bana yazın. Nerede başaramadıysanız, beraber çözüm bulalım. Çözüm arayışımızın en kötü sonucu bile hepimize faydalı olacağı kesindir. Bu nedenle emek verdiğiniz zaman ayırdığınız bu yazıyı okumakla kalmayın.

Eğlenmek, sadece iş ortamında değil; hayatın her alanında olmalıdır. Eğlenemediğiniz her ortamda sıkıntı var demektir. Ailenizle beraberken bile eğlenemiyorsanız mutlaka kendinizi sorgulayın. Tüm bunlardan önce eğlenmekten ne anlıyoruz buna bakalım. İlk önce Eğlenmenin kelime anlamını inceleyelim. TDK ya göre Neşeli ve Hoşça vakit geçirmek olarak tanımlanmış. Bu tanım şimdiye kadar ki tanımlardan daha iyi görünüyor. Bizim bu tanıma neler kattığımız da çok önemli. Eğlenmekten kastımız müzikle sürekli bir bircimde dans etmek, şamata yapmak veya abartı hareketlerle mutluluğumuzu göstermekten bahsetmiyoruz. Bahsettiğimiz, vaktimizin her anından keyif almak; yapılan her ne ise dert haline getirmeden mutlu bir ortamda yapmaktan bahsediyoruz. Yer yer şakaların olduğu, arkadaşlığın pekiştiği, işbirliğinin bulunduğu ortamlardan bahsediyoruz.

Bu anlayışı sürekli hale getirip hayatımızın her anına yaymamızda fayda var. Bu anlayışa sahip olduğunuz müddetçe adına başarı dediğiniz mutluluk kesinlikle sizi bulacaktır. Eğlenmeyi başarabilmenin ilk kuralı : KENDİNİZE NET OLUN. Siz kendinize net olduğunuz’da kendinizi tanımaya başlarsınız. Daha sonra kendinize uygun ortam ararsınız. O ortamı bulduğunuzda ise bu sefer KARŞINIZDAKİNE NET OL. Kuralı işlemeye başlar. İçinizde farklı hesaplar varsa, bakış açınız başkalarına kuyu kazmak ve yenmek üzereyse, ilk önce kendiniz mutsuzluğu seçmişsiniz demektir. Kendi mutluluğunuzu kazanmak için başkalarını yenmek veya ekarte etmeniz gerekmez. Hayat rekabet edecek kadar uzun değil. Eğlenceli hale getirmek, birlik olmak ve anı yaşayarak tadını çıkarmanızı gerektirecek kadar kısadır. Hangi alanda olursanız olun. Kendi yaptığınız işi zevk alarak yapmıyorsanız derhal bırakın. Rakipleriniz olduğunu düşünüyorsanız derhal bırakın. Birilerini rakip olarak gördüğünüzde eğlence biter. Eğlence bittiğinde rekabet başladığın da devreye rakamlar girer ve raydan çıkarsınız. Artık siz emre girmiş bir köleye dönüşürsünüz. Bunu herkes için söylüyorum. Firmasını bulunduğu sektörde rakiplerinden ayırmak için rakamlara dalmış kişiden tutun da mahallede dedikodu yaparak rakip gördüğü emine teyzeye kadar hepinize söylüyorum. İYİ SANDIĞINIZ ŞEY REKABET DEĞİL; O ANDAN ZEVK ALMAKTIR..

Bizlere 80 li yılların başlarında rekabet iyidir. Kalite getirir dediler. İşte o dedikleri gün çoğumuz eğlenmeyi unuttuk. Rekabete başladık. Birbirimizi ezmeye başladık. Bir üst basamağa geçmek için, zamanımızı bu rekabette öne çıkmak için harcadık. Kalite geldi mi? Gelmedi…. Hepimiz rekabette her alanda maliyetlere yöneldik. Birbirimizin açıklarına yöneldik. Kapalı kutular olduk. İsteklerimizi, doğrudan ve net bir biçimde değil de dağı gösterip, tepeyi verince mutlu ettik. Mutlaka bir engel çıkardık. Amacımız, kendi isteklerimizi kabul ettirmek oldu. Karşımızdakilerin düşünceleri önemli olsa da büyük çoğunluğu kendi düşüncelerimiz kabul olsun diye uğraştık. Hal böyle olunca kurulan ilişkilerde mutsuzluklar doğdu. Çünkü :

  • Karşısındakinin kendi fikirlerini kabul etmeyeceğini düşünerek fikirlerimizi net ortaya koymadık.

  • Herkes isteklerini karşı tarafa kabul ettirmek için çeşitli oyunlara girişti.

  • Karşısındakinin düşüncesini kabul etmiş gibi görünüp, farklı yollar ile kendi düşüncesini kabul ettirme arayışına girdik

Kendimiz bile anlamadığımız halde, ilişkilerde rekabet etmeye başladık. Aslında, rekabet denen şeyi de iyi tanımlamak gerekir. İleriki konularımızda tanımından bahsedeceğiz. Çünkü, bu anlayışımızda da sıkıntı var. Eğlenmemiz için, anladığımız rekabet dürtüsünden kurtulmamız şarttır. Bunun yerine yapacağınız ve sevdiğiniz işlerde, sizinle aynı işi yapanlarla veya yaptığınız kişilerle, birlik olmanız gerekir. Daha eğlenceli, daha kolay, daha iyi, daha uzun ömürlü bir şekilde yapmaya gayret edilmelidir. Hepinize, eğlence dolu vakitler geçirmenizi diliyorum.

Bilgehan Bilgin

posta@bilgehanbilgin.com


20 görüntüleme

iLETİŞİM  : KONAK MAHALLESİ, KONAK CADDESİ,  GEMİCİ SOKAK, NO: 1/B NİLÜFER BURSA  TEL :0224 451 30 71 email : bilgi@bilkoras.com

Bu site  BİLKORAS SATIŞ VE PAZARLAMA EKİBİ tarafından yapılmıştır.